31 Aralık 2011 Cumartesi

Cingıl belss,cingıl beeels... :)

İnsan hayatında ki en önemli şeylerden biride heyecan biliyomusunuz?Kaç gündür içimizin kıpır kıpır hoplayıp zıplaması nası güzel oldu...Ama bu sabah,yeter artık hadiiii diye patladık hepimiz.
Uyandığım zaman hazırlanmış bi kahvaltı sofrası görmek kadar güzel bi güne başlama yöntemim daha yok.Yanında en mutlu edeninden bi not varsa bide...
Harika değil mi ya,yoksa sadece bana mı oluyo bu olan :)
Odada hep birlikte,uzun uzun kahvaltı yapma keyfini değişmem bişeye,hele yılın son günüydeysek. :)
Neyse kahvaltıdan önce bi heycan,hediye telaşına düştük...
-Bana kim alıyomuş?
-Hadi!...
-Ne almış...
-Yaaaaaağğğğğğ....
-Bayıldım!
-Oha.
-Çok tatlı değil mi amaa?
-Nası bilmişsiiin!
-Ben tahmin etmiştim zaten!
-Hadi ordan.
-Cingıl beels!
-Zilleri çıngırdaat!
-Çok mutlu oldum yaa!
-Çığlııık.
-Hoplamak.
-Zıplamak.
-Dans etmek...
İşte kafanızda canlanan bütün bu sevinç manyaklığı...

*Hediyeme ba-yıl-dım!
Nası bilmiş nası bulmuş.O güzel kalbine sağlık.Bi tanesin seen...İçimde ki balıklar hoplamaktan manyak oldu bugün hadi bakalım :)Çok teşekkür ettim caniçiii... 
Aldığım notlarda elbette ki başımın tacı.Sizin elleriniz değerde ben baştacı yapmaz mıyım o harikaları tatlılaar :)

Efendim,harika bi yıl olsun bu yıl.Hep mutluluk getirsin bize,Hepimizin gönlüne güzellikler değsin.Dilediğimiz bütün mutluluklar bizden ve sevdiklerimizin günlerinden eksik olmasın.Elde edilebilecek başarılar üzmesin bizi,zaferlerimiz olsun :)
En kocamanından sağlık olsun.
Kısacası en güzel senemiz olsun bu yıl.(Seneye yine en güzelini isteriz,o zamanda en güzeli olur böyle katlana katlana patlarız artık mutluluktan :) )

Şimdi kızlarla alışverişe çıkıyoruz.Akşama elbette kendimize has,mükemmel bi yeni yıl karşılama durumumuz var.İsteyen herkesi bekleriz efendim... :)

O zaman;mutlu senelerrr..! :)


30 Aralık 2011 Cuma

Peki ya paketten "ev kokusu" çıkarsa?

Pek mesut açtım gözümü bugün.Pür telaş hazırlanıp kaptım annemlerin gönderdiği paketi.
Nası güzel bi kokudur o evimden gelen,nası hissedilir benim güzel annemin o mis elleri...
Reçeller,börekler,soslar,mis poğaçalar,minik notlar,en mutluluk taşıyanından bi hediye...Daha sayamadıklarım...
İçimdeki balıklar bi hopladı,bi duruldu hüzünlenip,sonra bi daha hopladı mutluluktan...
-Çok özlediiiiiiiiiim diye mızıkladım ortalıkta biraz ama geçti mızmızlığım hemen,mutluluk daha ağır bastı...
Yeni yılın ilk hediyesinide almış oluyorum gün itibariyle.Mutluluklarım boyumu aşıyo bi görseniz...
Ayrı geçicek de olsa bu yılbaşı,kalbimin aklımın çok çok kocamanlık bi bölümü bizim evde haberiniz olsun...
Siz nası tatlı insanlarsınız haberiniz var mı en kocaman kalpler.
Çok seviyorum sizi çok.
En kocaman teşekkürlerimden bu sefer ki...

28 Aralık 2011 Çarşamba

Yeniyılyeniyılyeniyılyeniyıl !

Aman odamızda bi hengame ki dillere destan cinsten...
Yılbaşı çekilişi yaptık geçtiğimiz hafta biz.Bi kurtlanmak tabi hepimizde deli gibi bi merak...Kim kime çıktı,ne alsam,ne yapsam...
Bu gün alış veriş günü ilan ettik.Hepimiz dağıldık bi yerlere başladık arayışlara.
Tek başımıza!
Zordur tek başına hediye almak benim için hep.İlla bi yardımcı beyin isterim yanımda fikir isterim,belki dinlemem ama isterim :)
Zorlandım çok...Oraya girdim,buraya koştum,ağlamaklı oldum bazen;yoruldum ama mutlu oldum sonrasında.Suratımda saçma sapan bi gülümsemeyle yaptım alışverişimi...
Belki tam olarak aradığım şeyi bulamadım ama olsun buda güzel oldu :)
İçimde bi kıpırtı...
Kalbimde bi çırpınan kuş...
Yeni yıl telaşıdır hissedilen...
Heyecan.

26 Aralık 2011 Pazartesi

En doğrusundan;İyi ki var!

Dün benim en eski can arkadaşımın doğum günüydü.
Deseler ki bak ona ve ne gördüğünü anlat bize;kolkola hiç yorulmadan yürümek derim,saçma sapan kahkahalarım derim,belki gereksiz ama en anlamlı gözyaşlarım derim,uzattıkça uzatırım ama en sonunda "çocukluğum" derim ona...O kadar benimsenmiş bi durumda yani...O kadar bildik,o kadar ben.
Bi insana her an hiç tereddütsüz güvenebilmek,yapılan planlara hiç düşünmeden dahil edebilmek onu,her an var olacağını bilmek,ne kadar ısıtır insanın içini...
İşte bu yüzdendir ki,söz konusu en eski cansa benim içim hep en sıcak.
Herşeyi bırakıyorum bi kenara,çünkü biliyorum ki çok geçici insan var günlerimizde,o yüzden ben ondan çok daha fazla kutluyorum onun gününü.
İyi ki var o...
İyi ki eli hep omzumda...
İyi ki aklım da,içim de her gün onda...
İyi ki minicik bişeye ihtiyaç duyduğumuzda telefona sarılıp birbirimize kaçıyoruz zamana aldanmadan...
O kadar kıymetlisin işte!
Yanında olabilmek için neler vermezdim biliyomusun...
Ama bilirim hissedersin sen.
Kalbimin en ortasında tepinen bi ses var; en gerçeğinden iyi ki doğdun! diye...
Sevgi en büyük...
Tamam mı?
:)

Başucuma koydum bunları.Birlikte başlıyoruz güne kuzucanım.
Baş köşedeler,pek kıymetliler bi görsen... :)

24 Aralık 2011 Cumartesi

Çok yağdı,çok esti. Çok !

Hem yağmur hem rüzgar fazla değil mi sizcede bi gün içinde.İkiside kudurmuş gibi kendini ispatlamak için birbiriyle yarışır hale gelirse hele,fazlasıyla çıkar işte ortaya o yaratıcı laflar!Böyle ağzınızı doldura doldura saydırmaz mısınız tepenizden aşağı koca birikintide ki suyu üzerinize sıçratan o pis arabalara...
-Elbette yaparsınız.
-Elbette yaptım!
Bi noktadan sonra eziyete dönüşüyo bu yağmurdu rüzgardı,insanı düşündüğünde mutlu kılan şeyler bazen.Bugün o noktalardan biriydi sanırım.
Artık soğuktan adım atmaya dermenımızın kalmadığını düşündüğümüz ama sonrasında bi 180 dakika kadar daha adım atmak durumunda kaldığımız için,zordu.
Bi amaç varsa ortada dönmüyoruz yoldan,yılmıyoruz.Artık eminim.Kaçıncı defadır sağlam şekilde test ediyoruz ve evet,kafaya koyduysak gidiyoruz biz :)
Yine yol arkadaşımla birlikte tabi ki.Hiç bırakmaz ki.Bi tanediir,bilirim...İyi ki vardır en tatlı.


-Her şeyi geçtim o nası güzel bi aşureydi yahu.Ama tabi ki belliydi anne elinin değmediği.Annemin aşuresine rakip bi aşure yiyemedim henüz.
Çok özledim evimi artık ya..Dayanılcak gibi değil.
Geç zaman geç...

22 Aralık 2011 Perşembe

Ayarsız.

Ben tutturamadım ayarını hiç.
Ya bulutların üstüne attım kendimi,yerden kesildi ayaklarım
Ya derin denizlerin en dibinde aldım soluğu,soluksuz kaldım.Her damla suyun ağırlığını yüklendim omuzlarıma..
Ortada kalmak;araftı.
Arafta kalmamak da en büyük dilekti zamanda...

-saatlerce bakabilirim buna.

21 Aralık 2011 Çarşamba

doğru zaman?doğru tepki?iyi?kötü?fena?gerekli?gereksiz?saçma?haksızlık? ....

Bazen en iyisi susmak.Bazen en doğrusu söylemek.
En iyi ya da en doğru?
Orası size kalıyo işte...
O anda olması gerekenin önüne geçip geçememe gücünü kendinizde bulursanız ne âlâ.
Zaten o gücü hissedip yaptığınız tercih,büyük ölçüde o an için en güzeli.
Olurda algılayamazsanız o an için ne seçmeniz gerektiğini,işte orda tüyü diktiniz demektir. :)
Öyle bişey yaşadığımı hissediyorum zira gün için...
Ben söyliceğimi söylemiş,içimi dökmüş kenara çekilmiştim aslında.Öyle mi oldu? Hayır öyle olmadı tabi ki...
Söyliceğimi söyledim,içimi döktüm evet ama sonrasında tam olarak yer aldığım konum "kenar" değil tamtamına "ortagöbek" dedikleri yerdi...
Hoş mu? Değil derim ben...Hem de hiç.

Onca gürültü patırtı,saçma sapan anlaşılma çabaları,haksız yere gereksiz şeyler duymak belki zaman zaman söylemek,üzülmek ve sanırım en kötüsüde izinin her daim benimle olduğunu bildiğim kalp kırıklıkları kalıyo geride.
Bi gün bi yerde biticek bu durum,bi anda "yeter yahu,sizle mi uğraşıcam ben!" deyip herkesten çekicem elimi...
İşte sanırım o zaman hepimiz rahata kavuşmuş olcaz.
Artık düşündüğüm budur.Dilerimki o an en doğru zamanda gelen bi an olsun,sadece bu...




-Bu arada rüyamda Defne'yi gördüm dün.Kaçmış parka gelmiş,tesadüfen gözgöze geliyoruz...Ablacım diyo bana...
Öyle bi sarılmak yok.Öyle bi tatlılık hiç yok...Gün boyu aklımdaydı hep.Etkisinde kalmak böyle bişeydi sanırım.Evet.Tam olarak böyle bişeydi.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Sadece uyu...

Gece körlerinde takılırsa yüreğine...



...Sadece çocukken uyanıksındır bunu bil.
Her şeyin farkındasındır, her sese dönüp bakarsın.
Büyümek; uyumak ve unutmak gibidir..
Ve büyüklerin dediği gibi: uyuman gerekli büyümen için...
Sağır ediyorsa sessizlik ve kör ediyorsa aydınlık, sadece sana görünen ve kimseleri inandıramadığın bir hayalet gibi yanı başında oturuyorsa yalnızlık, bu gece.. Hep aynı saatte kapını çalan bir düşman gibi bekliyorsa seni ve canına kastedecek bir kılıç gibi sallanıyorsa tepende, unutabilmek için hepsini, biraz uyu...

16 Aralık 2011 Cuma

...


 

Yine yağmur etkisi(mi)...

(Elimde olsa tutup getircektim şu tatlıyı.Nası bi masumdu nası...Seviyorum çok :) )

*İnsanlar bana o kadar çok yalan söylüyorlar ki,inandım diyerek kandırıyorum onları...


15 Aralık 2011 Perşembe

"Savaş,korkak bir erkeğin en iyi saklanacağı sistir Filipina."

"Kadınlar hep yeniden başlayabilirler Filipina.Ama erkekler...Onlar,savaş olmazsa kabuğunu sürükleyen bir salyangoza benzerler.Kabuklarımızı alırlarsa bizden geriye,gezdiği yerlerde sümüğünü bırakan böcekler kalır.Belki de tıpkı çocukların salyangozlara yaptığı gibi hepimizin üzerine tuz döküp öldürmeliler.Bana sorarsan tatlı kıbbem,savaşı görmüş insanları barışta sağ bırakmamalı.Çünkü onlar,savaşı koyunlarında uyuturlar.
Biliyorum onlar,savaş bitse bile kadınları savaşır gibi sevecekler.Ganimetleri gibi.Ele geçirildikten sonra ancak yağmalayabildikleri.
Bu topraklarda kadınlar bu yüzden mutsuz.Çünkü her gün yağmalanıyorlar ve kendilerini korumak için her gün sertleşiyorlar.Onlarda lanet olası çok kıymetli bir şey var  ve ele geçirildikten sonra anlamsız olduklarını bildikleri için kendilerini kapatıyorlar.Bu karşılıklı bir anlaşma Filipina.İki tarafta birbirinin yarasını biliyor.İki tarafta da birbirinin yarasına iyi gelecek bir şey yok.Herkes durmadan birbirinin yarasını azdırıyor.Ama acı,bize en tanıdık şey olduğu için bunu sevmek sanıyoruz.Birbirimizin kabuklarını kaldıra kaldıra,kanata kanata tanışıyoruz,sevişiyoruz,sonra büsbütün merhemsiz kalıp birbirimizi öldürüyoruz."

Muz Sesleri-Ece TEMELKURAN.

Bitmesin diye okuyamıyorum.O kadar etkileyici,o kadar sevilesi...

Bu bir Çanakkale çıkartmasıdııır!..

Yepyeniyim ben.Işıl ışılım...Keyfim yerinde.
Hafta sonumu en canlardan olanın dizinin dibinde geçirdim.Her zaman ki gibi iyi geldi,toparladı,dinledi,söyledi,sevdi sardı...
Kendime getirdi.
Çok iyi yaptım iyi ki gittim ona.Çok sevilesi çok...
Kızlarda eşlik etti bana,birlikte düştük yollara.
Başka başka anılar kattım kendime.Değer kattım...
Düşündüm,nefes aldım,hak verdim,hakkımı aldım,boşverdim,gereksizleri daha bi güzel temizledim.
Sonra daha bi hafif olarak devam ettim kaldığım yerden,ediyorumda...
İstanbul güzel güzel beklemiş beni.Alışkanlıklarım önemli hep benim için.
Bulduklarımı bıraktığım gibi bulmak güzel.Düzenim önemli yani :)
İşin özü;en gerçeğinden bi hafiflik üstümde...Benim bile hissettiğim ayrı bi güzellik var tepemde.Eksik olmasın... :)





















Fotoğraflara bakın ve;e haklı tabi kız nası iyi hissetmez insan,diyin tamam mı? :)

6 Aralık 2011 Salı

Hep çocuk kalmak,kurtulmak :)

”Birileri diyorum, birileri beni anımsıyor olmalı ara sıra, zihin kapılarını tıklatıyor olmalıyım. Birilerinin kalbinde bir izim olmuş olmalı, beni güzel anımsayan dostlarım olmalı...
Burada bir yerlerde beni kaybettiklerini hatırlayacaklar, sadece biraz zaman tanımalıyım.
Bir gün birileri keşke gitmeseydi diyecek, birileri keşke burada olsaydı ve o gün bir diğerleri keşke bırakmasaydım onu öyle diyecek. 
Tek dileğim o gün hayatta olmuş olmam.
Ölünce hatırlanmak kötü bir şey olmalı.”


Anlatacak o kadar çok şey geçiyoki aklımdan.
Belki saçma,belki en doğru.Bunları anlatıp,yorulmak mı doğru olan yoksa anlattığımı farz edip,boş verip rahat bi kafa taşımak mı?-Bilmem...
Hep söylediğim bişey var benim,yanlış anlaşılmaktansa anlaşılmamayı tercih ediyorum artık...
Aynen öyle işte.
Her geçen gün,her yaşadığım tecrübe bu sözü onaylar nitelikte.
İçten içe,anlatmaya bi başlarsam,kendimi durduramamaktan korkuyorum sanırım.Derdim yine kendimle işin özü...
Ne varsa bu kadar düşünecek.Koyver gitsin işte.Koyver gitsin!

Sadece böyle oturup beynimi kemirmekle geçirmiyorum zamanımı tabi ki,çok güzel gidiyo bu aralar zaman denen aynı derecede.Koştura koştura gidiyo.Yine yetişme çabaları...
Bol bol kahkaha var yine,sohbet muhabbet var,gezmek tozmak var en güzelinden,içilen kahveler üstüne bakılan fallar var,üstelik beklenmeyen derecede şaşıp kalmalar var;
-yok artıık,
-nerden biliyosun?
-yapma!
-evet ya öyle.
-hmm,o kesin annemdir ya.
-balık olmadan olur mu?
-yine mi göz!
-yakın bi zaman,ne kadar mesela?
-bitcek mi?
-yol o yol,-değil yahu, e yol iştee!
-dilek tut.
-tuttuuuuum.
-sanki bilmiyoz.
-öf.
.
.
.
Uzayıp giden anlar var bu aralar.
Didişmelere,tripcanlıklara,küsüp barışmalara da tuz biber diyelim o zaman.Bilemedim ki napalım.Öyle demek lazım.Bazen görmemek,duymamak lazım.Görmezden gelmemek değil,direk görmemekten bahsediyorum.Evet.Ayarım yok benim.

Annemi o kadar özledim işte.Sen düşün ne kadar...

4 Aralık 2011 Pazar

"Haklıydı ; insanlara bakmayı unutmazsan aslında ,hiç korkmazsın."

"...Önce onu yıkadılar.Kanla tutam tutam yapışmış açlarını çözdüler.Zeytinyağı sabunlarıyla köpürttüler ellerini,elleriyle gövdesinden köpükleri sıyıra sıyıra yıkadılar,çocuklarına yaptıkları gibi temizlediler onu.Sulardan alıp sulara akıttılar.Anlamadığı bir dilde acıdılar ona,sevdiler,güldürdüler.Başka bir hayatın kapısından üzerinden sular döke döke geçirdiler.Hep birlikte tek bir kocaman,etli butlu kadına dönüşerek anneni geri,hayata çağırdılar.

Çakıl taşı gibiydi çünkü annen;kamptaki kimsenin daha önce görmediği türde bir çakıl taşı.Durmuştu.Kanı bile durmuştu.Kadınlar bu işlerden anlarlar,kanı,elleriyle ısıta ısıta yeniden akıtırlar.Öğrenmezler,kadınlar avuçlarının içinde bu bilgiyle doğarlar.Küçük kız çocukları bu yüzden hep tedavi edecekleri bir şey ararlar.

Sonra saçlarını taradılar.Sanırım kadınlar birbirlerini saçlarından iyileştiriyorlar.Tel tel,uç uca bir şifa çemberi kuruyorlar.Onları izledim.Annenin uzun,siyah saçlarını,aklının içindekileri sıyırıp alır gibi çöze çöze,tuta tuta taradılar.Belki de bu yüzden kadınları yok etmek isteyen kadınlar tarih boyunca önce onların saçlarını kesiyor.Saçsız bir kadının tutulacak yeri kalmayacağını,artık iflah olmayacağını biliyorlar."

Ece TEMELKURAN-Muz Sesleri


Dün gece sessiz sessiz ağlamama sebep şu üç paragraf...
O kadar hissedilir bi durum ki bu.Bilmiyorum bi başka zaman okuduğumda da bu kadar sarsar mı ama dün gece yarattığı sarsıntı oldukça şiddetliydi...
Sık sık bişeyler paylaşacak gibiyim bu kitaptan sanırım.
Fazlasıyla etkileniyorum çünkü...

1 Aralık 2011 Perşembe

Can'dır hepside. Bilirim !

Şöyle bi düşünüp bi ölçüp tarttığımda,çok karlıyım ben çok.
Haddinden fazla kazık yemişliğim var belki arkadaş dediklerimden ama haklarını ödeyemeyeceğim,yürekleri kocaman can arkadaşlarım da var benim.
Beni çok güzel idare etmeleri var mesela,gülüşlerine ortak etmeleri,bi güzel dinleyip yer yer beni yüreklendirmeleri zaman zaman "orda yanlışsın dur bakalım!"ları var...
Ayırdıkları zamanın ne kadar değerli olduğunun öyle bi farkındayım ki.O kadar önemli ki...Hepsi de nası güzel insanlar.
Arkadaşlarım en güzel şanslarımdan.
En büyük şanssızlıklarıma yol açanlarda arkadaş sıfatındalar.Ama öğreniyorum.Kesin çizgilerle çiziyorum altını.Her arkadaş sıfatı taşıyanın aslında bi halt olmadığını kazıyorum beynime...
Sen huzurlu ol başka bişey istemem'i duyunca nası ısınıyo içim nası...Bi bilseler huzur kaynaklarının kendileri olduklarını...
"iyi bi insansın sen!"
Konu yenen kazıkları hazmetmek olunca,öyle bi sinir bozucu duruyo ki bu laf insanın üstünde...
Anlatmam mümkün değil cinsten!
Kötü olmayı ister mi bi insan?
-istiyorum inanın...
Zorla kötü bi insan yapıcak bunlar beni :)
Şöyle biraz kendimden sıyrılıp düşününce,bi bakınca o kadar basit,alabildiğine saçma bi konu ki...Ama napalım,iyi bi insanım ben ne gelir elden :)
Neyse o değil konu.
Ben canlarıma öyle bi minnettarım ki,öyle bi şükrediyorum ki...
Minicik bi huzursuzlukta "bir" oluşlarımız var en sevdiğimden,dünyayı dalgaya alışımız var katıla katıla gülerken,yeri gelince kavgalarımız çemkirmelerimiz var en gerçeğinden,geçen zaman içinde ne olursa olsun o gülüşlerinde kavgalarında hep samimi olduğunu bilmemiz var içten içe,birbirimizi gördüğümüzde gözlerimizin içlerinin güldüğünü görebilmek var örneğin herkese nasip olmayacak cinsten...Anlata anlata bitiremiceğim çok güzel şey var yani.
O kadar çok seviyorum ki hepinizi de,"can" demem boşuna değil biliniz :)
"Ömürlük" olun emi,en büyük duam bu...
Harikasınız canlar,öper sarar sarmalarım hepinizide :)



Hadi hepimiz alalım şu deli başlarımızı gidip yerleşelim şuraya.Mutlu mesut yaşarız diyorum ben.Eminim yaşlanmayız,ciddiyim bak...

29 Kasım 2011 Salı

son.

içimdeki lafların ağırlığını bi bilseniz ah bi duysanız!
Böyle tepeye tuğla düşmüş gibi hissettirecek cinsten tam.
Adam olamayan olamazmış ya hakikaten öyleymiş.Olmazsa olmazmış.
İnatla anlamamaya çalışmam neden?
Neden kabullenmemek için bu kadar direnişim!
Kızgınlığım kendime aslında,direk olarak şahsıma.
İnsanları anlayamamak en doğal hakkım tabi ki herkes gibi ama bile bile ladesti benimkisi her seferinde.
Israrla yaptım,yapıyorum.
Ne haliniz varsa elbette görünüz.
Umrumda mı?
Bu güne kadar bi nebze öyleyse de gün itibariyle gram ilgim alakam yoktur.
Hiç birinizle...

28 Kasım 2011 Pazartesi

Bi uyandım baktım ki gece olmuş !

Sinir küpüyüm aslında bugün.Evet evet tam olarak bu bugün başımada dolaşan...
Yahu o nasıl bir geceydi...Nasıl inatçı bi uykuydu ki bi saniye bile uğramadı tüm gece.
Yatağın içinde dönmekten,gece boyu öksürmekten yoruldum sadece.Gece boyu olan sadece bu!Dinlenmişlik falan yok hiç...Kalktığımda daha bi yorgundum doğal olarak.
Ayarının kaçmasına öyle müsait ki uyku konusu.Hep böyleydi,hep böyle devam edicek sanırım.Bi anda tepetaklak olabiliyo her şey ,Allahım çıldırmalık tam ya.
Bıraksalar 3 gün uyurum bu aralar yine...Deliksiz hemde...
Biraz depresyona falan mı giriyoruz biz napıyoruz yahu...
Uyku kardeşimde olmasa yanımda,daha fena hallere gelirim ya,neyse ki o var her daim yanımda bana eşlik etmekten bıkmayan...
Sever sararım onu,oh mis... :)

27 Kasım 2011 Pazar

Susalım mı?

Önce bu harikaya bi kulak verelim...Sonrada azcık anlayıp,hissetmeye çalışın beni,olur mu..?

Kısa bi süre için;her şey fazlasıyla yumuşak hatta pofuduk,çokça tatlı,bolca süsten püsten uzak,en çoğundan sessiz olsa mesela...
Hani keşke bişey yapabilsem ve olsa...
Hiç bişey göz alıcı olmasa,mat;pırıltılar biraz eksik olsa...
Melodilerim hep olsa ama bu sefer sözleri eksik olsa...Sadece dinlesem eşlik etmem mırıldanmalarımla sınırlı kalsa...İster istemez tebessüm eder hale gelsem...
Şarkıda dediği gibi "gün usulca kararsa" örneğin...
Her şey bi dursa,herkes bi baksa...
Herkes bi yavaşlasa...
Kendimizi dinlemeye çalışsak mesela ufaktan...
Ama sevdiklerimizin sesi de eksik olmasa bi yandan...
Bi süre,kısa bi süre de olsa başarabilseydim örneğin...
Biraz fazla güzel olmaz mıydı bu...?


- Gökyüzünün mavisini sevsen, denizlerin mavisine haksızlık edersin. Denizleri sevsen, gökyüzüne… İkisini aynı anda sevmene olanak tanımaz bu hayat.
Ama sen,yine de sev...
Boğazında ki düğümleri yine sevdikçe çözeceksin...


25 Kasım 2011 Cuma

403

Az önce Anıl'la mutfakta bulaşık yıkarkende onu dedik;nası geçcekti yurda ilk geldiğimizde bu zaman denen...Nası bitcekti bu yurtta günler,onca insanın içinde nası rahat edilcekti...Nası mutlu olunup,nası ağlancaktı...Hepsi muammaydı.Hepsi korkutucuydu...
Ama öyle olmadı,bizim için ilk günlerle sınırlı kaldı en azından o korkular.Biz yarenlik etmeyi hemen öğrendik,hemen ısındık birbirimize daha da ötesi bağlandık kısa bi süre sonra.Çokda sevdik işin özü...Kardeş dedik,başka bi ortamda bizden bahsederken"ailece"dedik.Odaya geciktiğimizde nerde kaldı bu kız,çok geç oldu diye endişelendik istemsiz...Çok güldük,çok paylaştık güzel yaşadık kısacası...
Bu yıl eksilme telaşı var içimizin bi köşesinde...Ekipten mezun olmalar söz konusu.Düşününce içim öyle bi tuhaf oluyo ki görmeyin...
Eksilmek hep zor...
Az önce kadehlerimizi tokuştururken bulduk birbirimizi yine.Gizli kaçamakları hep sevdik biz,gizli saklı işler karıştırmak hep mutluluk getirdi bu odaya...
O değilde,çok seviyorum hepsini de.O kadar özeller ki,o kadar kıymetliler ki...iyi ki varlar,çok önemli!
Hafif bi baş dönmesiyle yazılmıştır efendim.Biraz içsellikler de söz konusudur.Bu gecelikte böyledir,napalım...

Onlarla yapılan herşey bi başka tatlı,hep... :)

22 Kasım 2011 Salı

Ruhhalimi?

Biraz gerçekçi olmalıyım, imkansızı istememeliyim.
İnsan canı yansa, o acı kendine özgü sanır ya; az veya çok artık her şeyi kendime özgü sanmaktan vazgeçmeliyim.
Biri çıkıp 'evet öyle' dese, inanırım. neye mi?
İnsanı her fotoğraf da mutlu etmez ki; içinde kendinin olmadığı her fotoğraf da herkesi üzmez ki..
Bazı insanlar asla bir araya gelemez...
Bazı kişilerle son görüşmen aslında onu son görüşündür, yıllar sonra hatırlarsın, 'meğer sonmuş' dersin!
Vazgeçtiğin şeyler üzerinden aslında vazgeçmemişsin gibi hayaller kurmak saçmalık.
Bir süre hep aynı kolunun üzerine yatarsan uyuşur; iğne batırsan hissetmezsin, sadece görürsün. Oturup bir de bunun için üzülme istersen...




Dinleyelimmi  o zaman... :)

Beşiktaş güzeldir !

Dün bi azimle okula attık kendmizi okuyoz ya hani çok fena...Hocalar bizim kadar azimli değil yine gördüm.Gelmedi beyefendi...Bizede şamata çıktı tabi,değerlendirilmez mi hiç...




Sonra attık kendimizi Beşiktaş'a.Nası bi soğuktu dün akşam ki?Sorarım...
Ama onlar nası kahkahalardı,nası çıldırmaklardı,aman nası keyif etmekti...Böyle kaçamaklar arada bela olsa da başımıza vazgeçilmezdir bizde.İnsan eğlenmeyi erteleyebilir mi,kahkaha atmayı mutlu olmayı,başka nedenler için görmezden gelebilirmi hiç.-Hayır.
O kahkahaların,o soğuğun bi hatırası olmadan olmaz tabi ki.Bu boğaz acısı en çekilir olanından neyse ki...
Tadı damağımda kaldı.Böyle zamanlarda olmasa olmaz ki ama... :)

21 Kasım 2011 Pazartesi

bi hengame sonu daha mı ?

Aman bi miskinlik bizde ki,bi tembellik ki öyle böyle değil...Saat 3ten itibaren koyver gitsin an'ı başladı efendim.Bitirdik sınavlarımızı,oh dedik sonunda.
Biraz boşluğa düşmedik değil,yalan yok...Sanki hemen bişeyler atıştırıp,mutfaktan kahve kupalarını kapıp etüt yolunu tutuvercekmişiz gibi bi hava vardı hepimizde.Neyse ki atlatmak pek zor olmuyo böyle histerikleri.Tembelliğe alışmak hiç zor değil... :)
Aslında bana kalsa ben hayatımın sonuna kadar öğrenci olarak kalmak isteyebilirim.Yani şöyle düşündüm de bi,isterim heralde.Tabi cinnet anlarım  yada salyalarımı saça saça ortalıkta inleyişlerim yok değil okul yüzünden;okul hayatıma,lanet etmelerimde cabası olabiliyo bazen...Ama ne biliyim bi huzur ki şu anda miskinlik kokulu işte bilemedim,sen anla :)

Sınav arasına sıkıştırmaya çalıştığımız bi zaman da vardı kızlarla,koştura koştura...
Gözümü bi açtım ki o sabah 'köfte!'...Hepsini sürükledim,Sultanahmette aldık soluğu :) Nası tatlıydı nası nası nası...Ki et sevmeyen bi şahsiyettim ben,hala öyleyim tabi ama o sabahta vardı bişey işte bilemedim yine...Mutlu mutlu yediğimden bi o kadarda tatlıydı,kızlar sayesinde.Yedik afiyet oldu özetle.
Bi dakka bi dakka o elma çayını atlarsam eğer ayıplardan ayıp beğenmelik olurum.İçmemiştim ben öle bi elma çayı hiç,söyliyimde canınız istesin diye yapıyorum bu pisliği de :)

ps:internete küfür etmekten yorulduğum için fotoğraf desteklerimi sonraya bırakıyorum.Zorunda kalıyorum yani...!pof.

15 Kasım 2011 Salı

Sınav 2 sonrası

Kısacık zamanlar aslında bu hayatta bizi mutlu eden şeyler.Dönüp bakınca an'lara takılıp kalmışlıklarla dolu bir sürü zaman var elimde...Düşündükçe içimi ısıtan cinsten...
Öyle bişey var işte bugün de içimde...
O pis sınav haricinde aklımda kalan güzel bi tebessüm.Kahkaha desem daha güzel..

Onca sıkıntı,sınav stresi bi yana,aslında iyiyim ben...
Öyle olmalı çünkü.
Dakikalarca kikirdemelerim var ne kadar kasvetli görünsemde...içten içe kendimi mutlu hissedişim var çokça..Samimi bakışlar hep iyi geldi bana;yakaladığımda keyfime keyif katan sıcacık gözler var...
İnatla şemsiyemi açmayıp yağmurda ıslanıp kendime gelişlerim var...

Sadece annemi arıyorum yanımda,oda tamam olsa değme keyfime işte...Bide sınavları bitirip kahvemle birlikte romanlarıma gömülüp miskinliğin dibine vurma isteği.



*O değilde,yağmurlu havada yollara yansıyan sokak lambalarının o turuncu rengi yok mu,sevdirirse o rengi bana,ancak bu olay sevdirir.O kadar güzel işte,o kadar.

11 Kasım 2011 Cuma

Geç bile kalmıştı bu patlama

Ben hep bişeyleri bekledim durdum bu güne kadar,belki de şu ana kadar.Hiç bi zaman bilemedim ne beklediğimi belki ama hep bekledim.Büyük bi sabırla hep bi durma halinde kaldım...
Şimdiyse her günümü boş geçirmiş gibi kötü bi his var kalbimin orta yerinde.Ve işin kötü bi yanı daha var artık beklemeye değer bi gün dahi canlandıramıyorum zihnimde.
Hani içim bomboş dedikleri bi laf varmış ya,öyle işte.
İçimde bi boşluk,anlamsız bi anlamsızlık...
Sanki koca bi balon yutmuşumda iç organlarım sıkış tepiş olmuş içimde.İşte o içimdeki koca hava kütlesi nefes alamayışıma sebep.Her derin nefes alma çabamda daha da yorulmam demek...
Yine can havliyle bi o duvara bi bu duvara çarpıyorum.
Yine bilinmezliklere gebe kalıp en olmadık zamanda koca bilinmezlikler doğuruyorum...
Anlaşılamıyorum yine.Bencilliklerden bıkıyorum.Yüzlerine bakmak istemiyorum.Deniyorum ama başımı kaldırıp gözlerini bulmaya hevesimin olmadığını fark edip üzülüyorum sonrasında.
Ben böyle zamanlarda en çok çocukluğumu özlüyorum aslında...
Aklımda beliren kare hep,üzerimde önlüğüm öğleden sonra 3 civarı eve giden yolda arkadaşlarımla oyuna dalıp eve gitmeyi unuttuğum anlara çıkıyor...
Evlerin gölgeleri,sokakta bulup eve götürdüğüm kedi yavruları,Rıfat'ın çantası,Aliye'nin ayakkabıları,Sinem'in bakışları aynı hep.Ali abiden ucuza aldığımız cipslerin tadı hep o günlerdeki gibi...
Beynim oyun oynuyor bana,geçmiş zamandaki oyunlar yetmezmiş gibi...
İşin özünde bugün mutsuzsam hemen düne sığınıyorum ben.Dünü arıyorum,bu günlere dünü soruyorum.
Hiç unutmuyorum işte o yüzden de hep umut ediyorum istemsiz.
Böyle zamanlarda ben en çok çocukluğumu özlüyorum...

10 Kasım 2011 Perşembe


İşte böyle böyle büyüyorum.
Bir gündüz geliyor,
Bir gece...

-Hep yakışırdı bulutlar bu şehre,bugüne yakışmadı oysa...
İstanbul hiç iyi gelmiyosun bugün bana,hiç...

9 Kasım 2011 Çarşamba

Canı çok şeker !

Belki çocukluktan kalan küçücük bir hikayenin ardından gitmek içindir uykular
Belki yaşanmamış yaşanacak onca hayal peşinden koşmak içindir
Bütün masallar.

Uyan uykundan

Çok uyursan herşey geçer yaşanmadan
Uyan güzel uykundan ne kadar tatlı da olsa hayat
Uykuyla geçmez yaşanacak o kadar çok şey,
Anlayacak anlatacak çok hikaye var aklımda!
Ama sen uyursan kime anlatırım
Sen gözlerin kapalı kalırsan kime...
Çok uyursan gözlerin mahmur kalır,
Güneş ısıtmaz kirpiklerini.

Uyan uykundan güzel kız
İçi güzel yüzü güzel canı çok şeker...



8 Kasım 2011 Salı

Özetle

Gitmek istediğim yerler, sarılmak istediğim insanlar, ağlamak istediğim kucaklar, kurmak istediğim hayaller, koklamak istediğim boyunlar, öldürmek istediğim kızlar, canını yakmak istediğim adamlar, görmek istediğim rüyalar, dinlemek istediğim şarkılar, oynamak istediğim oyunlar, ağzım kulaklarımda gülerken çekilmek istediğim fotoğraflar, çizmek istediğim resimler,bağıra bağıra söylemek istediğim çok şey var.

Yapamıyorum.Olmuyor.


5 Kasım 2011 Cumartesi

yalnız kalmak iyidir bazen.

Hatırlıyorum,lisedeyken annemleri kovalardım evden;gidin gidin ben kalırım yalnız,diye(ergenlik başa belaydı o aralar) şimdide kızları kovaladık.Sümbülle ikimize kaldı koca oda.Hepsi gitti.Odada parti falan vermeyi düşünüyoruz şaşırdık ne yapıcağımızı :)

Çok iyi hissediyorum kendimi bugün,güzel bi mailin katkısı büyük tabi...

Uzun uzun kahvaltımı yaptım,takip ettiklerimin hiç birini atlamadan hepsine göz attım,annemle sohbetimi ettim özetleri geçtim :)güzel haberimide aldım koydum başköşeme;tamam ders çalışmaya müsaitim :)
Bide şu gözlük camlarımı silebilseydim,daha ne isterim hayattan...
Işıldıyorum bugün,çok iyiyim çok...:)



Bide kahve mi yani?
Öleyim mi şimdi mutluluktan...  :)

3 Kasım 2011 Perşembe

Bi iyi ki daha

Bu gece ben hep içimde olan bişeyi yaptım!Hep istediğim şeylerden bi tanesini gerçekleştirdim...Zahmetli oldu ama oldu.Biraz soğuk biraz bilinmezlik biraz başağrısıydı sorunsallar ama mühim değildi...
Dün geceyi dışarda geçirdim,İstanbul'da,kısacası.Sabaha kadar sokaklardaydım.Tam olarak 7de odada buldum kendimi:)
Günün ağardığını pencereden değilde pencerelere bakarak bekledim bu sefer.Taksimi bu kadar boş,sakin hayal etmeye çalışırdımda yakıştıramazdım,yakışırmış gördüm...
Sade bi kahveyle kendime geldim keyfime keyif katarak sabahın beşinde.
Bol kahkahalar,çokca dans etmekler,şerefimize kaldırdığımız kadehlerimiz var düne ait...
Özlemcim iyi ki doğdun,iyiki yaşattın bu geceyi bize en azından sebep oldun!. :)
Yorgunluğu falan fırlatıp attım bi köşeye,bu geceye dair herşey  iyi ki olsun...




Seneye aynısından bi daha.Tamam mı? :)

2 Kasım 2011 Çarşamba

C.Süreya

Nası sevdim nası beğendim hemencecik kaydedeyim geçsin geçmişime dedim.Sabahın köründe dersi olan iki fareyiz şu anda karşılıklı.
Tiplere bakarsan damla uyku yok sanırım.Ama yapılabilecek bişey olmadığının da farkında olduğumuzdan bi masumluk ta yok değil üstümüzde.Hayırlısı madem...
Ve evet zevzekliğe vurmadan paylaşıyorum sizlerlede paylaşmak istenileni :)

BELKİ DE KUŞLAR UÇUYOR DİYE HAYAT KISALIYORDUR 
Onun yaşadığı kentte, tarlaları birbirinden ayırmak için gelinciklerden kırmızı çizgiler yapmışlar.
Onunla, o kentin sokaklarında sesli sesli şarkılar söyleyebilirsiniz mesela. İnsanlar size bakar ve sizden nefret ederler.
Aslında sokakta şarkı söylemeseniz de, insanlar size baktığında nefret edecek bir şey mutlaka bulurlar.
Neyse.
O güzelse, sizi güzel insanlarla tanıştırır. Aralarında Guguk Kuşu’ndan etkilenip, filme yazı yazan süpersonik kızlar olur. Hep birlikte otururken saatlerce Cemal Süreya’dan, Sait Faik’ten, Neruda’dan, Holden’dan falan bahsedebilirsiniz.
Sizi tanıştırdığı ipek gibi kızlardan biri de kalkıp der ki;
Bir şeyiniz olayım sizin,
Hani nasıl isterseniz,
Oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz…
Dünyanın bir ucuna,
Birlikte gider miyiz?*
Tebessüm edersiniz, teşekkür etmiş olursunuz.
O öyle sersemdir ki, gara sizi uğurlamaya geldiğinde, hüzünlü gözlerle veda etmez. Taş – kâğıt – makas oynar trenin cam kenarında oturan sizinle. Tanrım! Yirmi yaşında güzel bir kız yapar bunu.
Tütün sarar size. Ama sardığını da kendi içer.
Bencilken bile sizi düşünür.
Çok sarhoş olur ama ayık sever.
Hapşırırsa çok yaşar.
**Korkuları vardır. Ama bunu kendine belli etmediğinden cesurdur.
*Şemsiyesi güzeldir. Fakat bilir ki, şemsiyeler yağmura hakarettir.
Onunla şöyle dileklerde bulunabilirsiniz:
Islanan saçlarımızı gittiğimiz yerlerde beğenmezler diye, yağmura öfkeleniyoruz. Keşke, yağmur saçlarımızı bozsa bile bizi beğenecek insanlara yürüyebilseydik.
Acılarınızdan bahsedebilirsiniz ona. Ne bileyim. Ölüm gibi. Size aptal teselliler vermek için çaba göstermez. Çünkü bilir ki, insanın üzülmesi gerekiyorsa, üzülmelidir.
Özlerse sizi, pat diye çıkıp gelir. Gelirken de sevdiği kitapları yanına alır. Ama ağırlık olmasın diye onları kucağında değil, dilinde taşır.
Eğer sizin yaşadığınız şehirde deniz yoksa o size martılardan selam getirir.
Christopher McCandless’a laf ederseniz, sizi dövebilir.
Çok alay etmez kimselerle. Ederse de kötü niyetle değil, başarısız geyiklerle yapar bunu.
Bazı anlarda şapşallığı en doruklarda yaşarken görürsünüz onu.
Yapmayın! Teninin rengi toz pembe değildir elbette. Hayır, bundan bahsetmiyorum. Ama ben onun güzelliklerini severim. Çirkinliklerini kapatan güzelliklerini.
Anlayacağınız o sizin sevebileceğiniz türden biri değildir. Çünkü siz güzel olandan hemen sıkılıp, çirkin şeyler yapmaya koyulursunuz.
Bu yüzden soyadı Ağaç olan bir kadını sevmeniz epey zordur.  
*C. Süreya


"Eve gidince apar topar denemelik"ler listesine giriş yaptı gün itibariyle.
Özenmek!
Of.

1 Kasım 2011 Salı

Evet ders çalışıyorum aslında :)

-şimdi yoksun sonra yoksun orda yoksun zaten yoksun.anılarım birer birer ah kırılıp döküldüler...dırırıımm.!
^^

Ver bana düşlerimi...

Kalbimin orta yerinde bi sıkıntı.Kocaman...
Sığamıyorum sanki bi yerlere yine.İçim içime dar.
Keyfim çok yerindeydi aslında ama akşama doğru geldi oturdu kalbimin üstüne bişeyler.Anlamı ve nedeni yok.
Odadaki o hengame oturduğum yerden yordu beni.Allahım neydi o öyle...
Bundan 40 yıl sonra dönüp baktığımda bu yurt hep iyiki olarak kalıcak hayatımda.İyikilerin üst sıralarında hatta...Gittikçe de bi yumak mı oluyoruz farkında olmadan bilmem.Hani daha bi yumaklıktan bahsediyorum:)
Koca günü yine geçirdim tek şarkıyla ve en az 4 gün daha gider demeden edemiyorum.Kızlar kusana kadar işte artık ne kadar olursa.Tam benlik şu anda.Dinledikçe gömülüyorum,küçülüyorum yatağımda...
Neyse o değilde,içimde kaldı bugün,bi dondurma yesek çok iyiydi.

LEON!
Sen nasıl bi filmmişsin.Neymişsin öyle.Nerdeymişsin bunca zaman.Nasıl etkilendim anlatılmaz.
Hayatımın filmi ilan ediyorum gün itibariyle.
Amelie,yine baş tacısın,yanlış anlaşılmasın.Ama bu bi başka tamam mı...Aşık oldum yine sanırım :)
Bayıldım bayıldım...
Varsa izlemeyen şiddetle tavsiye ediyorum.Lütfen izleyin ilk fırsatta...

Ağzımdan 3 kelime çıkarken beynimde 33 kelime dönüyo.Bu ne demek,hem çok fena konuşmak hem de gık demeden saatler geçirme isteği demek.

Kızlar uyudu,yine bi başıma kaldım gece lambalarımla...
Son ışıklar söndüyse biter akşam öyleyse...


Gerektiği kadar iyi yaşayamıyorum.
İşin komiği ‘gerektiği kadar iyi’ nasıl yaşanır, onu da pek bilmiyorum.
Devamsızlığım çok hayatta.
Bir yıl düş’e dokunur gibi hiçbir şey yaşamıyorum, sonra, ertesi yıl bir gömülüyorum hayata ve aşk’a, kaldırabilene aşk olsun.
Nerede, nasıl, ne zaman, kiminle, ne kadar daha fazla mutlu olunur, bilmiyorum.
Olmadığım yerleri, yapmadığım şeyleri düşlüyorum bazen.
Bazen diyorum: ‘cinsim başka olsaydı daha mı mutlu olurdum acaba’- dallıyorum günleri, bugünün ne içerdiğine bakmadan, ertesi gün’e geçiyorum hemen.
Yaşayacaklarımı hep son ana bırakıyorum .
Kendimi çoğunlukla yaşamayacak kadar yorgun hissediyorum.
Ne yaşarsam yaşayayım, gözüm hep öteki hayatlar’da kalıyor bazen.
Yaşamaya iyi konsantre olamıyorum.
Bence hayat, cinselliğin önemli bir parçası- bazıları çalıp-çırpıyor her şeyi, öteki hayatlar’da otluyor hep bazıları.
Sevişince acıkıyorum.
Her sabah bir gün eksik uyanıyorum ömrümden.
Kafamdaki insan olamıyorum kendi ömrümdeymiş gibi rahat yaşayamıyorum.
Herkes ağzına kadar başkası dolu.
İçimde hiç kötülük yok.. Bu çok kötü.
Depremle yaşamaya da alışabilirim.. Tamam.. Olur.. Fakat bir şartla: Beni öldürmeyeceğine söz verirse.
Ömrüm bir dönem çok açık kaldı, hayatıma kaç insan girdi hatırlamıyorum.
Aslında ileride çok mutlu olunacak  yerler biliyorum.
Bazı sabahları dünya, çok zor alışıyor bana.
Orjinal bir kaç insan arıyorum.
Atsan atılmaz, satsan satılmaz bir yük gibi geliyor bazılarına hayat.
Tez’siz, antitez’siz, gel bana hipotez, hipotez.
Hayatta bir ağırlığım olsun diye, şişmanlıyorum.
Üçün biri’ni seçerken bile ikilem’e düşüyorum.
Yaşamak için sonsuz ideal bir yer var mı? Ben bulamıyorum.
Yaşamam gereken birçok şey ve yaş, başka birçok şey ve yaşları düşünürken geçip gidiyor.
Bazen çok geriden yaşıyorum.
Ömrüm son bulduğunda neleri yaşamış olayım.. Neleri yaşamış olmalıyım.. Bilmiyorum.
Bu benim ilk tecrübem dünyada.
Bütün güzel kızları, iyi oğlanları kapmışlar.
Bütün şahane mevzuları çok önceden konuşmuşlar.
Bütün güzel pozisyonları biz yokken sevişmişler.
İyi bir ömür, hangi iyi bir ömürle kıyaslanabilir ki.
Kim olarak öleceğimi, ne olarak kalacağımı bilmiyorum.
Hayat, benden zevk alıyor mu acaba bilmiyorum.
Tanrı veya doğa, beni böyle kullanarak ne yapmak istiyorlar, pek anlamıyorum.
Ancak yine de ömrümden geleni yapıyorum.


— Metin Üstündağ


31 Ekim 2011 Pazartesi

ıspanak-kereviz salatası!

Bizim çok fena kudurduğumuz anlar var yurtta.Yemek muhabbetinin doruklarına çıktığımız zamanlar işte o zamanlar.
Şu anda bi ıspanak,bide kereviz salatası muhabbeti var.İmdaaaat diyerek atlicam camdan şimdi.
Evimi istiyorum ben,ıspanak istiyorum yaa.Hemde süzme yoğurtlusundan.Bursütten başkasını istemeeeem...
Nasıl sabah olucak şimdi?
Bişey yemeden nası uyunur...
Anne yetiş.

29 Ekim 2011 Cumartesi

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun!

Bu nasıl bi zihniyettir.Nasıl bi düşüncesizliktir.
29 Ekimi'i kutlamamak da neyin nesi!
Seni sen yapan,varlığına sebep,geçmişini yaratan,geleceğini hazırlamaya umut bırakan günü;nasıl görmezden gelebilrsin.
Kimsin sen?
En önemlisi;nesin sen.
Kutlama yapılmazmış.
Cumhuriyet bayramının nasıl kutlandığına şahit olmadığın belli.O yüzden karıştırmış olmalısın bazı şeyleri.Ki böyle bi kararla hala Türk milletinin yüzüne bakabilme cesaretindesin.
Van'daki deprem için hepimiz çok üzgünüz,elimizden ne geliyosa yapıyoruz çabalıyoruz fazlasını yapabilmek için.
Şehitlerimiz için ağlıyoruz hala,içimiz buruk...
Peki bu bayramı kutlamıyoruz diye kemikleri sızlamazmı o şehitlerin,bi düşün.
Neden döküldü bizim kanımız diye hesap sormazlarmı...
Bu kadar mı vazgeçtin insanlıktan,ülkenden,geçmişinden,gurur duyulası tarihinden...
Yazıklar olsun.
İnadına kutlanır bugün.
Hangi yürüyüşe yetişsem diye deli gibi koşturulur.
Kızgınlığımın tarifi yok...
Duyduğum üzüntüyse boyumu aşmakta.

Bayramımız kutlu olsun.En güzel günümüz büyük olsun.
Hala Atamıza layık olmaya çalışan insanlarında var olduğunu düşünmek güzel.
Yalnız olmadığımı bilmek önemli!
Sen huzur içinde ol Atam.Her şeye rağmen varız biz ve hep olacağız.

felsefedir bu.!

”Olay şu ki; hayatımda yaşadığım her şeyi kendi başıma yaşıyorum. Her bir şeyi. Canım sıkılınca kendim baş etmek zorundayım. Ağrılarımla kendim uğraşıyorum. Okulda başarısız olduğumda sonucuna ben katlanıyorum. Birinden hoşlandığımda benim karnım ağrıyor. Yalnız kaldığımda ben yalnız kalıyorum. Bütün her şeyi kendi başıma göğüslemek zorunda kalıyorum ve değil bu sürede yanımda olmayanların, yanımda olanların bile söz hakkı bir yere kadar var. Çünkü bana olan her şey beni ilgilendirir. Keşke acımı benim kadar çekebilecek ya da yalnız kalıp içimi sıkıntı bastığında bunu fiziksel ve ruhsal olarak benimle hissedebilecek birileri olsaydı. Gerçekten. Keşke olsaydı ama öyle bir şey tabi ki yok. O yüzden ne yaptığım gerçekten kimsenin yargısına kalmıyor üzgünüm. Üzgün değilim gerçi sadece cümlenin sonunda bir üzgünüm yerleştirince havalı oluyor.”
                                                                        
                                                                              :)(:

27 Ekim 2011 Perşembe

Sevdim.

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bi köşeye çekilip,
                                                      zehrimi alsın diye...
Sizin hiç bilmediğiniz,
                                  bilmeyeceğiniz şeyler öğrendim.
Siz zehir nedir bilemezsiniz...
Zehir aşkı bilir oysa bayım.

24 Ekim 2011 Pazartesi

Biter mi?

Hiç iyi şeyler gelmiyo başımıza bu aralar.
Uzun süredir çırpınıyoruz ama boş.
Bilmeden;neden uğraşıp yorulduğunu bilmeden uğraşan insanlar olduk biz aslında.
Debelendikçede iyice battık sanırım...
Şansta bizden yana değil işin özü.
Kısacası zor günler!
Verilen kayıplar o kadar ağır gelmeye başladıki.
Hep ağır elbette ama bu günler...
Biraz değil fazlasıyla fazla olur oldu.
Önce onca şehit haberi,sonrasında Van'daki korkunç deprem!Çok değil bi kaç gün içinde gelen haberler...
Ülkemi çok seviyorum ben.
İnsanlarım  çok çok kıymetli.
Sabırlar taşalı çok oldu.
Peki sesleri duyan olur mu?

23 Ekim 2011 Pazar

1 yılmı oldu demek!

Efenim birinci yaş günümüz kutlu olsun derim en içten.
İyi ki varsın blogcum.
Ne iyi yaptım da bulaştım sana...
:)

öyledir.


*Yirmi bir yaşındayken,
insanın dünyayı kavramaya çalışırken tökezlemesi 
 doğaldır.                                                                                            

22 Ekim 2011 Cumartesi

kendi hayatına sahip çıkcaksın önce.

Bazı şeyleri inatla anlamıyorum!Evet anlayamicam ben bazı konuları.
Mesela,bi yaşamı sahiplenip,o yaşamın sahibini yok sayıp,onu kırarak kendi kendine başına buyruk saçma sapan hallerde kararlar verip üstüne  verdiğin kararı anında uygulamak,analayabileceğim türden değil.
Kendi işine,kendi hayatına bakacaksın.Zorundasın!
Çünkü o hayat,o gün,o an sana ait değil.
Kendi anında istediğini dilediğince yapabilirsin elbette,ama başka birinin hayatında yok öyle bişey!
Kim olursan ol.
Ne tuhaf varlıktır bu insan denen.Yetinmez elindekiyle.İşin suyunu çıkarıp başka hayatlara başka kararlara başka anlara diker gözünü.
Bak işte kendi hayatına bak kendi işine be arkadaşım.
Ne diye dellendirirsin ki durduğum yerde...

18 Ekim 2011 Salı

Gece körü patlaması!Sanırım.

(Yazarken inatla kulağımdan eksik etmediğim,dönüp dönüp dinlediğim melodiyi duyun isterim.Hatta dinlerken devam edin derim. :) )

Pek düzenliydi benim bu mis uykularım.Sanırım haddinden fazla oldu kahve dozu gün içinde.Kısacası,uyku kardeşi beklerim,gelmez.Kızlar uyudu ama 7 numara hala ayakta.
Şikayetçi değilim tabi ki.

Ben hep sevdim gecenin bu karanlığını,sessizliğini.
Hem sakinliğini,hem ürpertici tarafını hissetmeyi sevdim.
Beynimin boşalan gereksiz düşünceler kısmını,yepyeni gereksiz düşüncelerle doldurmayı önemsedim hep.
Kendimle olmayı bildim.Mutluda oldum.
Gece aldığım kararları ayrı tuttum gün içinde düşündüklerimden.Daha doğru olduğunu düşündüm nedense.
Nedense...

Annemi özledim.Evet,böğürme noktasında değilim henüz ama hissediyorum o noktaya az kaldı.
Hadi ayrı kaldığım süre zarfında hergün daha çok özlüyorum kısmı tamamda arkadaş hergün daha çok sevdiğini hissedermi insan.Doğru olabilir,haklı olabilirsiniz;evet sanırım anneme aşığım ben :))
En kıymetlim o...
Kokusu burna gelmekler...


(Yapabilirmiyiz annem şöyle bişey.Ağza layık değilde ne bu şimdi...
"Gecenin bi körü" faktörü nası mühim nasııııı.... )


”Akan zaman değil mesafelerdir”

Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında.

Okuduğum saatten beri beynimin içinde dönüp duran kelimeler bunlar.
İşledim beynimin her köşesine itinayla.
Unutulmasın sakın diye...
Yağmur etkisindemiyiz yine...
Olmasak ayıp değilmi peki,kulağımda cama vuran damla sesleri varken hala.
Ayıp elbet.
Böyle bi etkiye elbette gönülden tepki.

(Araya bu melodiyide sıkıştırıverin nolur. :) )

”Ayağın kayarsa bir kez
kesilecektir.

Elin götürürse seni
bir başka yola
çürüyecektir.

Ayırırsan yaşamını benden
öleceksin
yaşarken bile.

Geçip gideceksin ölü ya da gölge.
Yürürken bensiz yeryüzünde.”


- Pablo Neruda


Hı hı.Yağmur etkisi...